emsc.png
usgs.jpg
afad.jpg
kandilli.png
volcan.png

NASA Ames’teki laboratuarlarda gerçekleşen deneylerle başlamıştı ve deneylerden şu sonuç alınmıştı.

 

Tektonik güçler yeryüzündeki levhaları veya levha parçalarını birbirlerine ittikçe, kayaların bazı kısımlarında stres oluşturuyor. Bu itmeler eğer sabit hızda olursa, stres doğrusal olmayan şekilde artıyor; yani bir yerden sonra aşırı derecede artıp depreme sebep oluyor. Fakat depremi oluşturan bu geri dönüşümü olmayan noktaya gelinmeden önce, kayaların stres altındaki yerlerinde “positive hole charge carrier” denilen, kayaların içinde rahatça dağılabilen elektronik şarjlar ortaya çıkıyor.*

 

Bu parçalar yüzeye geliyor ve yer yüzeyinde çok yüksek elektrik alanı oluşturuyorlar. Bu yüksek elektrik alanlarının yüksek voltaj yüklü alanlar ile aynı olmadığını belirtmek lazım.

Çünkü elektrik alanını hesaplamak için, voltajı uzaklığa bölmek gerekiyor. Voltaj sadece birkaç volt olsa bile, uzaklık kısa olursa (mesela birkaç nanometre kadar), oluşan elektrik alanı santimetre başına bir milyon volt’a eşit oluyor. Bu miktar, havanın yeryüzüne elektron vererek iyonize olmasını sağlamak için yeterli bir miktar. Pozitif yüklü iyonlar havaya karışıyor ve sürüklenerek veya konveksiyon ile atmosferde yukarıya çıkıyor. Bu iyonlardan her birinin üzerinde bir su taneciği yoğunlaşabilir. Fay hattı üzerinde bulutların oluşup oluşmayacağını, nerede ve ne zaman oluşacağını belirleyen çok önemli bir kriter, havanın yüksekliğe bağlı olarak nemi ve sıcaklığıdır.

 

* (“positive hole”, elektronların eksilmesi ile oluşuyor. Elektron eksikliği, eklenmiş bir pozitif şarj ile aynı etkiyi yapıyor ve bu “delikler” elektrik alanlarında pozitif şarjlar gibi davranıyor).

 

İyonize deprem bulutlarının meydana gelebilmesi için rutubet-nem şarttır. Yoksa 6.0 kuvvetindeki bir deprem dahi deprem bulutları yapmayabilir. İkinci önemli husus da depremin merkezi en aşağı 25 km civarı olabilmeli ki bozuk elektronlar yeryüzüne çıkabilsinler.

DÜNYANIN EN ÖNEMLİ BİLİMSEL DEPREM KESTİRİM PROJESİ NİHAYET HAYATA GEÇECEK. PROJEDE YER ALACAK OLAN BÜTÜN ÖLÇÜM SENSÖRLERİ SADECE NASA AMES LABORATUVARLARINDA DEĞİL AYRICA BÜYÜK BİR KISMI ALASKA NIN KODİAK ŞEHRİYLE, PERU NUN BAŞKENTİ LİMA DA ARAZİDE TEST EDİLDİLER. PROJE ÇOK BÜYÜK BİR AKSİLİK ÇIKMAZSA TÜRKİYE DE HAYATA GEÇECEKTİR.

6 Şubat 2015 tarihinde Geocosmo nun NASA daki laboratuvar çalışmalarımızı filme aldım. 

Artık deprem mekanizması denince sadece tektonik olaylar dışında deprem ön sinyallerini de mekanizmaya ilave etme zamanı geldi ve geçti bile. Tektonik teorisi kaybedilmiş bir dava olmamakla beraber hala bugün depremlerin ne zamanı, ne kuvveti ne de yeri bilinmemektedir. Tarihe bakarak deprem kestirimi yapmak tam bir zırvalamaktır. 

Deprem konusu her ne kadar jeoloji dalının önemli bir konusu olsa bile, sonuç alınamadığı için diğer bilimsel disiplinler tarafından müdahele edilmelidir.

İşte bizler bunu yaptık. Jeofizik, meteoroloji, kimya, atmosfer fiziği vb gibi bazı bilim dalları tarafından bugün depremlerin yerini, kuvvetini ve zamanını bulmak için çalışıyoruz. Başarı yakındadır.

Sağdaki resimde ise NASA da haftada 3 akşam dans dersine gidiyorduk. Videonun başındaki beyaz gömlekli bayan benim eşim. Ben de kameraman olarak hatıra olsun diye çektim. Aslında güzel bir faaliyetti çünkü NASA çok büyük bir yer olduğundan başka disiplinlerle de tanışma fırsatımız olmuştu. NASA Ames in özelliklerinden birkaç tanesine gelince. Büyük bir havalimanı vardı, ayrıca Google NASA nın büyük hangarını kiralamıştı ve bir de 11 adet laboratuvarları mevcut. Bazı füzelerin parçaları burada monte ediliyordu ve Cape Kennedy e gönderiliyordu. Ayrıca bazı şirketlerin ofisleri de mevcuttu. Geocosmo yu burada kurduk.

© 2020 by Ronald Karel - GeoCosmo Research Centre Ltd -- United Kingdom ... Limited by guarantee company number 05552659 ..Charity number 1112542

afad 4