AFRİKA PLAKASI VE ARABİSTAN PLAKALARININ DOĞU AKDENİZ VE ÇEVRE ÜLKELERE OLASI ETKİLERİ

afrika plakası.png

Kırmızı çizgiler, plakalar birbirinden uzaklaştıkça yeni kabuğun oluştuğu ve yayılan sınırları göstermektedir.

Siyah çizgiler, plakaların birbirinin üzerinden kayarak geçtiği transform faylardır. Ufak üçgen siyah çizgiler, bir plakanın testere dişleri yönünde diğerinin altına daldığı yakınsak sınırlardır.

11 Ocak 2022

Doğu Akdeniz havzası ve etrafındaki ülkelerde deprem riski biraz daha artmaktadır. Bunun nedenleri sadece bir tane olmayıp bence birden fazladır. Biliyorsunuz bizim küçük ekip bugün dünyada çok az konuşulan güneş rüzgarları, güneşte açılan sunspot dedikleri deliklerle dünyamıza yapabileceği etkiler üzerinde çalışmalar yapmakatdır, lakin bu olası ilişki daha tam olarak bilinmemektedir. Çünkü bu gibi '' fizik '' araştırmalar için büyük bütçe lazım, ama insanoğlu uzayı keşfetmeye, uydu fırlatıp ticaret yapmaya daha fazla önem verdiği için olası yeni bilim dallarına para harcamak istememektedir. Doğu Akdeniz de depremlerin çoğalmasının nedenlerinin bir tanesi de Afrika plakasının kuzeye kayması ile Arabistan plakasının kuzey batıya kayması da olabilir. 

 

Ümit edelim yanılıyorum ama artık Doğu Akdeniz plakası ufak bir 'ateş çemberine' benzemektedir. Gerçek ateş çemberi bildiğiniz gibi Büyük Okyanusta bulunmaktadır. Aradaki fark, Doğu Akdeniz ve çevre ülkelerde büyük tsunami yaratacak depem riskinin  hemen hemen çok çok az olmasıdır. Bence bunun en büyük nedeni, bu bölgede pek fazla ufak ve orta kuvvette depremlerin meydana gelmesidir. Ege ve güney Ege, güney Adriyatik devamlı az da olsa sallanmaktadır. Demek istediğim fayların daha küçük, çabuk kırılabilen faylar olması naçizane büyük bir stres oluşum riskini azaltmaktadır.

Tabii ki bu yazdıklarımın hiçbir garantisi yoktur, gözlemlerime dayanarak yazıyorum. Kocaeli depremi 1999 da Mag 7.2 oldu, birçok yıl önce Saros körfezinde Mag 6.7 oldu galiba, yakın tarihte Midilli Mag 6.4 ve Bodrum Mag 6.6 deprem gördü. Giritte art arda Mag 6.0 küsürler oldu, dün de Kıbrıs ta Mag 6.6 oldu. 

Yani bir sıralama mevcut. Olan yerde kolay kolay bir Mag 6.0 küsür olmuyor. Halbuki ateş çemberinde öyle değil. İzmir istisna gösterdi, ama o bölge Saros körfezinden güneye Kıbrısa kadar uzanan fayın hemen hemen üzerinde yer almaktadır.

İstatistiklere dayanarak aldığım sonuçlara göre, güneşte sunspot açıldığı anda dünyamızın kutup bölgelerine yakınlarında, O ve G Amerika kıtasında, Doğu Akdeniz havzasında veya çok stres altında bulunan herhangi bir bölgede Mag 5.8 ile ortalama Mag 6.5 kuvvetinde bir deprem meydana gelmaktedir ve bu deprem delik açıldıktan 24 saat içerisinde meydana gelmektedir. Tabii ki genel olarak..

Birkaç gün sonra güneş fırtınası ''solar winds'' dünyamızda jeomanyetik fırtına meydana getirdiğinde herkesin bildiği gibi kutuplara yakın bölgelerde auroralar meydana gelmekte ve radyo dalgalarında arızalar söz konusu olmakta ama ayrıca yine ateş çemberi başta olmak üzere 48 saat içerisinde yine Mag 6 küsür depremlergörülkemtedir.

Şöyle bir araştırma yaptım ve gördüm ki olan depemlerin aşapğı yukarı 70% i güneş delikleri ve jeomanyetik fırtına zamanlarına eş gelmiş. 

 

Lakin, ağzımla kuş tutsam 70% değil 95% doğru tespitler bile yapsam FİZİK olarak güneş ile yer kabuğu arasındaki daha bilinmeyen ilişkiyi göstermedikten sonra bu yazılanlar sadece istatistiksel bile kalmaz ve bilimsel bir önem kazanmazlar.

 

Güneş korundan dünya koruna kadar olası bir ilişkinin var olduğuna inanıyorum ancak dünyamızın bu zor yaşam şartları altında böyle büyük bir araştırmaya girişeceğine inanamıyorum maalesef. Belki yapılırsa ne biçim önemli IP ve PATENTLER elde edilebilir..

DEPREM KESTİRİMİ

Beni uzun zamandan beri takip edenler bilirler, yukarda yazdığım genel bilgiler dışında elimde sadece uydulardan bakabileceğim olası bir iyonizasyon olayından başka bir alet veya gözlemim yoktur. Hiçbir zaman fantezist bir depem kestirimi yapmadım. Zaten yapmam doğru olmaz. Bazedn aşırı buutlanmalardan meteorolojik olmayan bir bulutlanmayı göremeyebiliyorum. Yani evvelden de yadığım gibi sadece 8% lik bir kestirim gücüne sahibim.. ON beş saneden beri yazdım ki İstanbul da beklenen olası büyük bir deprem ( ki daha anlamış değilim neden böyle bir deprem beklendiğini) Türkiye nin her tarafında olabilir. Artık Konya da bile depem oluyor. İstanbul da deprem olmayacak mı? Tabii ki olabilir ama her Allahın günü içerisine Fransızları, Japonları veya Almanları katarak ''yok büyük depremin büyük adımları'' gibi halkı korkutacak açıklamalar yapmayı hiç doğru bulmuyorum. 

Bütün dünyada deprem bilimi sismolog ve jeologların işi olduğundan (halbuki deprem konusu birçok başka bilim dallarını da içermeli), zerre kadar ilerlememiştir... 

 

ERKEN UYARI SİSTEMİ

 

Bugünkü erken uyarı sistemi dedikleri aslında Erken Bildirim Sistemi dense daha iyi olurdu. Çünkü zaten deprem meydana gelmiştir. P dalgaları fay kırıldıktan sonra yola çıkmıştır. Bİlgisayara ulaşmıştır, elektrikler belki kesilebilir, nükleer santral durur vb ama en fazla 10 saniye sonra S yıkıcı dalgaları gelecektir. Bugünkü Erken Uyarı Sisitemi hayat kurtaramaz. Mümkün değildir. Bir de Japonlar Amerikan USGS ile cep telefonlara deprem erken uyarı alarmı diye gerçeklerden uzak bir sistem kurduklarını yaydılar.

İşte, böyle saçma sapan bir dünyada yaşıyoruz. Zaten öyle olduğunu bu Corona olayında görmedik mi? Dünya Sağlık Teşkilatı ve bütün devletlerin nasıl aciz kaldıklarını görmüyor muyuz? Yabancı basını okuyun görürsünüz, halkın nasıl bölündüğünü, yüzbinlerce insanın sokaklara döküldüğünü, aşı kavgalarını vb... 

Biraz içimi döktüm, o kadar... Sevgi ve saygılarımla